Víctor Lidio Jara Martínez (23 Eylül 1932 Santiago, Şili; - tahminen 16 Eylül 1973), Şilili şarkıcı ve müzisyen. Şili kültür ve müziğinde son derece önemli etkileri olmuş bir sanatçıdır. Hayatı ve müziği ülkesinin aynası olmuş, içinde yaşadığı zamanı ve felsefesini yansıtmıştır.Victor Jara Santiago' da Lonquén köyünde doğmuştur. Ebeveynleri çiftçidir. Babası Manuel basit bir kahya iken, annesi Amanda ailesinin geçimi için çok sayıda işte çalışmıştır. Birçok ailede olduğu gibi babası alkol problemleri çekmekte ve annesine kötü muamele yapmaktaydı. Babası aileyi terk ettikten sonra annesi Amanda ailenin bakımıyla tek başına ilgilenir. Annesi Victor Jara'nın hayatında çok önemli bir parçadır. O da şarkı söyleyip, gitar çalmış, bunları ve şili folk müziğini oğluna öğretmiştir. Annesiyle beraber geçirdiği zamanın, müzik hayatına adım atmasında çok önemli etkileri olmuştur. Annesinin ölümünden sonra muhasebe eğitimini yarım bırakmış ve ilahiyat okumak istemiş, ancak bu sadece 2 yıl sürmüştür.
Dine olan inancını kaybettikten sonra işsiz olarak Lonquén 'e döner ve yakın arkadaşları ile kendini folklor tahsiline adar. Bu zaman zarfında tiyatroya ilgisi gelişir ve Universidad de Chile' de tiyatro okuluna başlar. Bu ve takip eden yıllarda Victor Jara çok sayıda tiyatro yapımında (mesela Carmina Burana) yer alır. Violeta Parra' a ilk defa rastladığında, tekrar folklor söylemeye ve okumaya başlar. Parra, şarkıcı, Santiago' da küçük bir cafe sahibi ve geleneksel Şili folk müziği hayranı bir sanatçıdır. Victor Jara ona bu cafede yardım eder ve şarkı söyler.Victor Jara, diğer şarkıcılarla birlikte Salvador Allende ve sol partilerini birleştiği bir hareket oalan Unidad Popular yararına birçok konser verir. 11 Eylül 1973'de Augusto Pinochet'nin gerçekleştirdiği darbe sırasında, Victor Jara Teknik Üniversite 'deki işi başında tutuklanır ve birçok yoldaşı gibi Estadio Chile' de (Şili stadyumu) işkence görür. Bir daha gitar çalamaması için elleri kırılır. Hatta bu korkunç işkenceler sırasında bile Jara, Unidad Popular 'ın şarkısını söylemeye çalışmaktadır (Venceremos). Nihayetinde vahşice dövülen Jara, bir makinalı tüfekle öldürülür ve cesedi Santiago Mezarlığı yakınında bulunur. Fakat Karısı yine de onu onurlu bir şekilde defnetme imkânını bulur. Akabinde Şili'yi terk eden karısı 1994'te onuruna "Fundación Víctor Jara" yı kurar.
Şili' deki Pravda muhabiri Vladimir Çernisev, Jara'nın son anlarını şöyle anlatıyor:"Victor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı refakatçisiyle, gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler. Ve şarkı söylemeye başladı. Öbür tutuklular, gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar. Sonra bir subayın emri ile askerler Victor'un ellerini kırdılar. Artık gitar çalmıyordu, ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü. Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar"
Vladimir Çernisev
Victor Jara'nın yaşamı, parçaları ile güçlü bir şekilde insanlara seslenen entelektüel bir şarkıcıyı işaret etmiştir. Bu yüzden şarkıları gücünün sertifikası haline gelmiştir.
Eylül 2003 tarihinde öldürülmesinin 30. yıldönümünde öldürüldüğü Estadio Chile stadyumunun ismi Estadio Víctor Jara olarak değiştirilmiştir.
9 Aralık 2004' de ölümünden 31 yıl sonra yargıç Juan Carlos Urrutia emekli subay Mario Manríquez Bravo hakkında dava açar. Bravo, Jara öldürüldüğü sırada Estadio Chile 'de en üst rütbedeki subay olup staduyumun kumandası onun sorumluluğunda olduğundan ölümlerden de o sorumlu tutulmaktadır.
Alıntı: Vikipedi
Alıntı: Vikipedi
BildirgeNe türkü söyleme aşkımdan ne de sesimi
Dinletmek için değil bunca türkü söylemem.
Benim namuslu gitarımın sesi
Hem duygulu hem de haklıdır.
Dünyanın yüreğinden çıkar
Bir güvercin gibi kanatlı
Kutsal su gibi şefkatli,
Okşar gitarım öleni ve yiğidi.
Şarkım amacına kavuşur
Violetta'nın dediği gibi.
Pırıl pırıl coşkulu durmak bilmez
Ve bahar kokan bir işçidir!
Gitarım ne zenginlerin gitarıdır,
Ne de başka bir şeyin.
Şarkım bir yapı iskelesidir
Eriştirir bizi yıldızlara.
Katıksız gerçekleri şarkısında
Söylerken bir insan ölmek pahasına,
Anlamını bulur o şarkı
Damarlarında atarken.
Şarkım ne gelip geçici övgüler düzer
Ne de başkalarına ün katar,
Yoksul ülkemin
Kök salmıştır toprağına.
Orada, her şeyin bittiği
Ve her şeyin başladığı yerde,
Söylerim o her zaman yiğit ve derin
Sonsuza dek yeni olacak şarkıyı.
(Victor Jara)
"18 eylül 1973 , salı..Sokağa çıkma yasağının bitişinden yaklaşık yarım saat sonra ön kapı , sanki birisi zorla girmeye çalışıyormuş gibi sallandı..
Kapı kilitliydi ; banyo penceresinden bakınca kapıda bir delikanlının durduğunu gördüm.. Zarar verecek birisine benzemiyordu.. Aşağı indim kapıyı açtım.. delikanlı alçak sesle , ‘Victor jara’ nın eşini arıyorum’ dedi.. ‘Evi burası mı.. lütfen, bana güvenebilirsiniz.. Dostum ben..' kimliğini çıkarıp uzattı.. 'İçeri girebilir miyim.. sizle konuşmam gerekiyor..' gergin ve tedirgin görünüyordu.. fısıldayarak , ‘Komünist gençlik üyelerindenim..' dedi..
İçeri aldım , salonda karşılıklı oturduk.. 'Çok özür dilerim,' dedi, 'Sizi bulmam gerekiyordu.. Maalesef.. Victor’un öldüğünü bildirmek durumundayım.. Bedenini morgda bulmuşlar..Orada çalışan yoldaşlardan birisi tanımış.. Lütfen cesur olun.. O mu , değil mi kesin anlamak için benle gelmelisiniz.. Lacivert iç çamaşırı mı giymişti.. Lütfen gelmelisiniz çünkü ceset kırk sekiz saattir morgdaymış ve kimse sahip çıkmazsa toplu mezarlardan birine gömecekler..’
Yarım saat sonra direksiyonda, yanımda delikanlıyla santiago sokaklarını zombi misali geçiyordum.. Adı hector’du ve bir haftadır morgda, her gün getirilen cesetlerin kimlik tanımlamalarını yapmaya uğraşıyordu.. Kibar, duyarlı bir gençti ve beni almaya gelmekle büyük tehlikeye atılmıştı.. Çalışan sıfatıyla giriş kartına sahipti ve bu sayede beni genel mezarlığın hemen yanındaki morgun küçük yan kapısından içeri soktu..
Şoka rağmen bedenim işlemeyi sürdürüyordu.. Belki dışarıdan bakanlara normal ve kendime hakim görünmüşümdür.. Gözlerim görmeye, burnum koku almaya, ayaklarım yürümeye devam ediyordu..Karanlık bir geçitten büyük bir salona çıktık.. Zemini kaplayan, köşelere yığılı , çoğu baştan aşağı yaralı , kimisinin elleri hala arkasından bağlı çıplak cesetlerin yanından geçerken yeni arkadaşım Hector koluma girdi.. Genci, yaşlısı.. Yüzlerce ceset vardı.. Çoğunluğu işçi görünüşlüydü.. Yüzlerce ceset, suratlarına kokuya karşı bez maskeler takılı morg çalışanlarınca ayaklarından sürüklenerek getiriliyor , yığınların üstüne fırlatılıyordu.. Salonun ortasından, Victor’ u bulmamak istercesine durdum.. İçimi öfke kaplamıştı.. Haykıracağımı, sövmeye başlayacağımı fark eden Hector, 'Lütfen ,' dedi, 'Hiçbir şey belli etmemelisiniz..' Başımız belaya girebilir.. Lütfen sessiz kalın.. Gidip ne tarafa bakacağımızı sorayım.. Burası değil galiba..'
Yukarı çıkmamız söylendi.. Bina öylesine cesetle dolmuştu ki idari ofisler bile boş değildi.. Uzun bir koridor.. Kapılar.. Kapılar.. Yerlerde yatan, bu sefer giyimli, öğrenci görünüşlü on, yirmi, otuz, kırk, elli ceset.. Ve işte orada, dizili cesetlerin ortasında Victor’ u buldum..
Zayıf, kupkuru görünüyordu.. Ama victor’ du.. Bir haftada bu kadar çökertecek neler yapmışlardı aşkıma.. Gözleri açıktı ve kafasındaki ürkütücü yarayla yanaklarındaki morluklara rağmen meydan okurcasına hiddetle ileri bakar gibiydi.. Giysileri yırtılmıştı.. Pantolonu ayak bileklerine indirilmiş, kazağı koltuk altlarına sıyrılmıştı.. Lacivert donu bir bıçak veya süngüyle delinmiş gibi görünüyordu.. Göğsü delik deşikti ve karnında kocaman bir yarık vardı.. Elleri, bileklerinden kırılmış gibi tuhaf bir açıyla duruyordu.. Ama bu victor’ du.. Kocamdı.. Aşkımdı..Bir yanım o anda ölüverdi.. Orada dikilirken içimdeki bir şeyin ölüşünü hissettim.. Kıpırdayamıyor, konuşamıyordum.."
Victor JARA , Yarım Kalan Şarkı – Joan JARA
Çeviri: Algan SEZGİNTÜREDİ, VERSUS KİTAP, Mayıs 2010..
.......
Şili' de sosyalist hükümete karşı gerçekleştirilen askei darbenin ilk günlerinde öldürülen müzisyen Jara' nın ölüümüyle ilgili adli tıp raporu da ortaya çıktı.
Ercan COŞKUN
İstanbul - BİA Haber Merkezi
29 Kasım 2009, Pazar
Şili' de 1973 yılında sosyalist Allende hükümetine yapılan darbenin ilk günlerinde katledilen efsanevi şarkıcı Victor Jara'nın ölümünde sır perdesi aralanıyor. Victor Jara Vakfı, şarkıcının cesedi üzerinde yapılan otopsi sonucunda elde edilen adli tıp raporunun ellerinde olduğunu açıkladı ve bu raporla ilgili bir basın açıklaması yapacaklarını duyurdu. Şarkıcının öldürülmeden önce ellerinin dipçikle kırıldığını, kafa, omuz, kol ve bacaklarına 44 kez ateş edildiğini belgeleyen rapor, davayı takip eden mahkemenin yargıcı Juan Eduardo Fuentes Belmar'a da gönderildi.
Yargıç Fuentes 15 Mayıs 2008 tarihinde davayı Santiago Stadyumu' ndaki en üst rütbeli asker olan emekli albay Cesar Manriquez Bravo' yu suçlu bulduğunu söyleyerek kapatmıştı. Ancak şarkıcının dul eşi 82 yaşındaki Joan Jara' nın da kurucuları arasında olduğu Victor Jara Vakfı olayın peşini bırakmadı. Vakfın 2004 yılında Victor Jara Stadyumu adı verilen o stadyumdan kurtulanları ifade vermeye, dolayısıyla mahkemeye kanıt sunmaya ikna etmesiyle, şarkıcının cinayet davası geçen yıl ivme kazandı. Soruşturmayı yürütenler, Pinochet ordusunda görev yapmış yüzlerce eski askeri sorguya çekti, haziran ayında da tam bir otopsi için Jara'nın cesedi mezarından çıkarıldı.
Tetiği çeken "El Loco"
Jara'nın ölümüyle ilgili olarak çoğu eski asker konuşmayı kabul etmezken, darbeden 5 ay önce askere alınan ve o tarihte 18 yaşında olan Jose Paredes Marquez adlı bir asker, cinayeti anlatarak sorumluların adlarını verdi. Paredes'in ifadesine göre Victor Jara 11 Eylül 1973 tarihinde gerçekleşen darbeden bir gün sonra Santiago Stadyumu'na getirildi.
Dört gün süren işkencelerin ardından 17 Eylül 1973 tarihinde yüzü şişmiş ve elleri tüfek dipçiğiyle kırılmış halde stadyumdaki soyunma odalarından birine getirildi. "El Loco" (Deli) lakaplı düşük rütbeli bir subay tabancasını Jara'nın şakağına dayayarak Rus ruleti oynamaya başladı. Ta ki kurşun denk gelip Jara'nın kafatasına saplanana kadar. Jara'nın bedeni sarsılarak yere yığıldı.
Ardından Paredes de içlerinde olmak üzere odadaki askerler tarafından Jara'nın cesedine 43 kez ateş edildi. Aynı odada Jara'nın ölümüne tanıklık eden 14 kişi de geride görgü tanığı bırakmamak için makineli tüfekle öldürüldü. Bu sırada rütbeli subay Nelson Edgardo Haase Mazzei soruşturma masasının arkasında oturuyor ve olan biteni seyrediyordu.
Ülkenin orta kısmında marangozluk yapan 55 yaşındaki Paredes bu ifadesinden sonra tutuklanarak cezaevine konuldu.
Joan Jara: "Cinayetin sorumlusu Pinochet ve tüm darbecilerdir"
Ne var ki, bu yeminli ifadesini iki kez imzaladığı halde Paredes, bir grup eski askerin kendisine avukat bulması ve askeri bir cezaevine transfer edilmesinin ardından söylediklerinden vazgeçti. Paredes ifadesini psikolojik baskı altında imzaladığını, o dönem kendi birliğinin başka yerde bulunduğunu, dolayısıyla Jara'nın ölümünü anlatmasının mümkün olmadığını, stadyumun soyunma odasında olanları günler sonra başka bir birlikteki askerlerden duyduğunu söyledi.
Paredes kendini savunmak için ayrıca "savaş sırasında verilen emirlere uymak zorunda olduğunu" da ekledi. Jara'nın avukatı Nelson Caucoto ise ifadenin doğru olduğunu belirterek "Ortada bir kurşun varsa, silah da vardır. Erin arkasında rütbeli bir subayın emir var. Subayı bulmaya çalışıyoruz" diye konuştu.
Sanatçının dul eşi Joan Jara da, o dönem verilen emri reddetse ölecek olan Paredes'in, cinayetten sorumlu tutulan tek kişi olmaması gerektiğini belirterek, "Onun suçlu olduğunu düşünmüyorum. Tek suçlu, ölüm ve işkence emrini veren Pinochet ile bundan keyif alan, bunun parçası olan herkes" dedi. Şili'de Augusto Pinochet'in başkanlığındaki 1973-1990 yılları arasındaki askeri cunta döneminde 3 binden fazla insan öldürülmüş, 28 binden fazla kişi işkence görmüştü.
Şili'de askeri darbe
Sosyalist Allende hükümetinin ve Jara'nın kulaktan kulağa dolaşan ve resmi olmayan hikayesi ise şöyledir:
11 Eylül 1973 günü sabahı jetler Şili Başkanlık Sarayı'nın üzerinde uçarken; keskin nişancılar çoktan sarayın çevresini sarmıştı. Tanklar bütün yolları tutmuş, Allende yanlısı tüm radyo istasyonları susturulmuştu. Sabah saatlerinde, Şili'de başkanlık sarayının tanklarla sarıldığının, çeşitli yerlerde çatışmaların meydana geldiğinin haberini alanlar, bulundukları yerlerde radyolarını açtıklarında Devlet Başkanı Salvador Allende'nin vedasına tanık oldular:
"Ülkemin işçileri, Şili'ye ve kaderine güven besliyorum. Hainlerin kendilerini kabul ettirmek istedikleri bu karanlık ve kötü anlarda, er ya da geç yeni bir toplum kurmaya layık insanlar için geniş caddelerin yeniden açılacağını bilmelisiniz. Yaşasın Şili! Yaşasın halk! Yaşasın işçiler! Benim son sözlerim bunlar ve ben kendi kendimi boşu boşuna feda etmediğime inanıyorum. Alçaklığı, vefasızlığı ve hainliği mahkûm edecekler için ölümümün bir ahlâk dersi olacağına eminim..."
Santiago stadyumundan havalanan güvercin
Bu sözlerinden kısa bir süre sonra Allende elinde silahıyla çatışarak öldü. Başkanlık Sarayı'nın düşmesinden sonra Şili sokaklarında bir sürek avı başladı. Allende'nin sosyalist yönetimine gönül vermiş insanlar bir bir toplanmaya başladı. Geniş çaplı gözaltılar, tutuklamalar başlatıldı, üniversitelerden öğrenciler toplandı. Toplananların sayısı o kadar fazlaydı ki, karakollar, hapishaneler hepsini almaya yetmedi.
Bir gün sonra Victor Jara da içlerinde binlerce kişi Santiago Stadyumu'na getirildi. Stadyumda işkenceli sorgular çoktan başlamıştı bile. Ama Victor Jara bunu kabul etmedi. Katledilen yoldaşı Allende'nin acısını duyduğu halde stadyumdakilere güç verebilmek için gitarının tellerine dokundu. Santiago Stadyumu'ndan 'şefkatli bir güvercin' havalanıyordu. Gitarın telleri binlerce kişinin yüreklerini titretiyor, postalların, namluların gölgesinde kıpırdanmalar başlıyordu. Daha önce hiç söylemediği, orada düşünüp yazdığı bir şarkıyı söylüyordu Jara. "Beşbin kişiyiz burada" diye başlıyordu şarkı:
"Beş bin kişiyiz
Kimbilir kaç kişidir
Bütün şehirlerde ve bütün ülkede
Tohum eken ve fabrika işleten
Yalnız burada onbin el"
Pete Seeger: "Victor Jara ölmeyecek!"
Gitarın sesini duyan bir asker Jara' ya yaklaştı. Stadyumdakilere ibret olsun diye tüfeğini, kaldırdı, dipçiğiyle Jara'nın ellerine vurarak parmaklarını kırdı. Ama Jara'yı susturamadılar. Bu sefer var gücüyle Venceremos marşını söylemeye başladı Jara. Üstelik şimdi yalnız da değildi. Stadyumdaki onlarca yüzlerce binlerce ses de Jara'nın sesine katılıyor, Venceremos (Kazanacağız) diye haykırıyordu. Jara'nın istediği de buydu. Generallerin karşısına çıkartıldı Jara 'Bir kez de bize söylesene' dediler. O da öyle yaptı. Önce gitara vuran elleri kesildi Jara'nın, sonra şarkı söyleyen dili. Yetmedi. Jara'nın sesi kurşuna dizilerek kesildi. Ancak Santiago Stadyumu' nda söylenen türkü hafızalara adeta kazındı, dilden dile aktarılarak bugünlere kadar ulaştı.. (Ercan Coşkun)
0 yorum:
Yorum Gönder