28 Kasım 2010 Pazar

Şükran Güngör (1926 - 2002)

Şükran Güngör (d. 1926, Aydın - ö. 15 Eylül 2002, İstanbul), Türk tiyatrocu ve sinema oyuncusu.
1926 yılında Çine'de doğdu. 1951'de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden ayrılıp, Muhsin Ertuğrul’ un kurduğu “Küçük Sahne” de tiyatro hayatına başladı.
lk defa Fareler ve İnsanlar piyesinde sahneye çıkan Şükran Güngör, Karakolda, Onikinci Gece, Babayiğit, Hamlet, Örümcek, Her Yerde Bulut, Bir Ümit İçin ve Godot’yu Beklerken adlı oyunlarda önemli rolleri başarıyla canlandırdı.

1956 yılı başlarında Küçük Sahne' den ayrılarak Devlet Tiyatrosu'na girdi. Daha sonra katıldığı Kent Oyuncuları' nda, Raşomon, Aptal Kız, Aşk Efsanesi, Nalınlar, Derya Gülü, Miras, Mary Mary, Üç Kuruşluk Opera, Pembe Kadın, Vanya Dayı, Çöl Faresi, Bedel, Kim Kimi Kiminle, Ver Elini Broadway, Batak Göl, Buzlar Çözülmeden, Arzu Tramvayı, Harold ve Maude, Lütfen Kızımla Evlenir Misiniz ?, Küçük Mutluluklar, Umut Şarkıları, Maria Callas, Martı, Nükte ve Çözüm adlı oyunlarda rol aldı.
Kim Korkar Hain Kurttan ? ve Küçük Devlet oyunlarında yönetmenlik yaptı.

Fatma Bacı (1972), Kızım Ayşe (1974), Dul Bir Kadın (1985), Nihavend Mucize (1997), Güle Güle (2000), Herkes Kendi Evinde (2000), Büyük Adam Küçük Aşk (2001) adlı sinema filmlerinde oynayan Şükran Güngör, Aşk-I Memnu (1975), Yarın Artık Bugündür (1987), Uğurlugil Ailesi adlı televizyon dizilerinde de önemli roller üstlendi.

Tiyatro ve sinemada yaptığı çalışmalar ve çeşitli festivallerde sayısız ödül alan Güngör, son olarak 13. Uluslararası Tiyatro Festivali’nde “Onur Ödülü”üne ve Ankara Film Festivali’nde Büyük Adam Küçük Aşk filmindeki emekli yargıç rolüyle, “En İyi Erkek Oyuncu” ödülüne layık görüldü.
En son çalışması, TRT için çekilen Canım Kocacığım adlı televizyon dizisidir.
15 Eylül 2002' de pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

Yıldız Kenter' in, 40 senelik hayat arkadaşı Şükran Güngör' e ölümünün ardından yazdığı cevapsız mektup:

Canım'a ilk mektup:
Şükraaaan!
Bebeğim,
Koca kafalım,
Kara adamım,
Eğri bacaklım,
Yakışıklım,
Bunları çabucak, arka arkaya sıraladığımda gülerdin mutlaka. İnanılmaz güzellikte bir gülüş.. Mahmut'un çektiği resimdeki gibi... En İyi Oyuncu ödülünü aldığında, sevinçle kucaklaştığımızda çekilen fotoğrafımızdaki gibi... O resimlere ve kafamdaki sonsuz resimlerine baktığımda, büyük acıma senin gibi gülümseyerek bakmaya ve büyümeye çalışıyorum. Kafamda, yüreğimde, önümde, ardımdasın. Hep yanımdasın. Çiçeklerde, esen rüzgarda, doğan güneşte, incecik beliren ayda, dolunayda hep sen varsın. Yanımdasın. Seni duyuyorum, seninle yaşıyorum. Sana uzanmak, o şefkatli ellerine dokunmak istiyorum.
Dokunamıyorum...
Ağlıyorum. (
Yıldız)

'Büyük Adam Küçük Aşk' filmi, İnsanların dilleri farklı olsa da, sevginin dilinin aynı olduğunu çok duyarlı ve hüzünlü bir öykü eşliğinde anlatan, ödüllere boğulmuş, unutulmaz bir yapıt.

Hikâyenin kahramanları ise, 75 yaşındaki yargıç emeklisi Rıfat Bey (Şükran Güngör) ile yakınlarını bir polis operasyonunda kaybeden küçük Kürt kızı Hejar... Huzurevine yatma hazırlığı içindeki otoriter Rıfat Bey ile Hejarın kaderleri tesadüfen kesişir. Kürtçeden başka dil bilmeyen inatçı Hejar ile Cumhuriyet ilkelerine bağlı, Türkçeden taviz vermek istemeyen Rıfat Bey arasındaki ilişki nefretle başlar. Derken araları ısınmaya başladıkça, önce birbirlerinin dilini öğrenirler, ardından da birbirlerini sevmeyi...

Neler Dediler:

Haldun Dormen: Amerika'dan ilk geldiğimde bana dostluk elini uzatan ilk tiyatrocu Şükran Güngör oldu ve bu dostluk hiç bitmedi. Bence Türk tiyatrosu en beyefendi, en asil adamını kaybetti. Yeri kanımca doldurulamaz.

Ali Poyrazoğlu: Çok büyük bir oyuncu olduğunu zaten herkes biliyor. Ben onun kişiliğiyle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Şükran Güngör müthiş olgun, hoşgörülü, aydın, çağdaş bir dünya vatandaşı aynı zamanda büyük bir ustaydı. Cenazede derler ya, 'Hakkınızı helal edin' diye, umarım Şükran Güngör de Türk tiyatrocusuna ve seyircisine hakkını helal etmiştir.

Cüneyt Türel : (...) Belki üç kuşak, belki beş kuşak, belki daha da fazla 50 yılı aşkın onunla büyüdük sahnelerde. Kimimiz sahnede yanında, kimimiz seyirci sıralarında karşısında, kimimiz de tadına doyulmaz sofrasında eğitildik. Tutkusuna -yalnızca tiyatroya mı?- ustalığına, insan sevgisine, alçakgönüllülüğüne, olgunluğuna, gösterişsiz engin kültürüyle bezenmiş, yurt sevgisine hayran kaldık. (...)

Tilbe Saran: Saint Exupery'nin Küçük Prens'i gibiydi Şükran ağabey. Sıcak, içten, dost, tutkulu ve naif... Kendi gezegenine döndü.

Doğan Hızlan (...) SHAKESPEARE, dünyanın bir sahne olduğunu söylemişti. Bu sahnenin unutulmazları; başta oyuncular, sonra bütün insanlardır. O rolünü çok iyi oynadı ve perdeyi kapattı. Alkışların uğultusunu ardında bırakarak

Mehmet Birkiye: Üzüntümü anlatmam mümkün değil. Ağabeyimi ve hocamı kaybettim. Onun olağanüstü sadeliği bizim hayata bakışımızı değiştirmiştir.

Füsun Demirel: 'Büyük Adam Küçük Aşk' ta birlikte rol aldık. Ödüller aldık. Hem filmin yasaklanma sürecindeki sıkıntıları hem de çok sıcak, candan bir dostluğu paylaştık. Kendimi çok şanslı hissediyorum, onunla birlikte oynadığım için. Pozitif elektriği tüm set çalışanlarına geçen biriydi. Şükran Güngör ile o kuşak sanatçılar hak ettikleri değeri bulabiliyorlar mı emin değilim. O bizim yüreğimizde her zaman hatırlanacak.

Hasan Anamur: Şükran Güngör'ün şu sözleri tiyatroya bakışını özetliyor: İşine saygı! İş namusu! Ölçü! Aktörlüğün maskaralık olmadığını bilecek kadar izan! Sağduyu (...)

Hakan Gerçek: Onu 1986 yılında Kenter Tiyatrosu'nda tanıdım ve ilk profesyonel oyunumu oynadım. O günden beri birlikte çalışıyoruz. Saygı duyduğum, çok sevdiğim ve değerli bir insandı. Hem tiyatro adamı olarak hem insan olarak örnek alınacak bir kişiydi. Gerçek tiyatro adamları vardır ya, gerçek sanatçılar işte onlardan biriydi Şükran bey.
Hadi Çaman: Şükran Güngör Türk tiyatrosu için gelmiş geçmiş en düzeyli oyunculardan biriydi. Bir Anadolu prensiydi. Özel tiyatro için yeri doldurulamayacak büyük bir kayıp. Hocam Yıldız Kenter'e başsağlığı diliyorum


Kaynak: Vikipedi, Sinematürk

0 yorum: