23 Mayıs 2009 Cumartesi

Oğuz Aral

Oğuz Aral (d. 1936 - 2004) Türk karikatüristtir. Gırgır dergisinin kurucusudur. Davutpaşa Lisesi mezunudur.
Oğuz Aral, İstanbul Silivri'de 1936 yılında doğmuştur. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nin üçüncü sınıfından ayrılmıştır. 1950'den sonra çeşitli dergi ve gazetelerde karikatür çizmeye başlamıştır.
Güncel, halkın anlayabileceği basite indirgenmiş bir karikatür anlayışına önem veren Aral, kendi mizahi görüşü ve doğrultusunda birçok karikatürcü yetiştirmiştir.
Gırgır mizah dergisinin kurucusu ve yöneticisi olan Aral, daha sonra Avni dergisini çıkardı. Aral, Gırgır dergisinin tirajını 500 bin adedin üzerine çıkararak, dünyanın üçüncü büyük güldürü dergisi durumuna getirmiştir.
Avanak Avni tiplemesinin yaratıcısı olan Oğuz Aral, Hayk Mammer, Köstebek Hüsnü, Utanmaz Adam ve Vites Mahmut gibi tiplemeleriyle de tanınıyordu.
Karikatürleri ve 'Huysuz İhtiyar' başlığı altında yazıları ölümüne kadar Hürriyet gazetesinde yayınlanan Aral'ın, tiyatro, müzik ve sinema konularında da çalışmaları bulunmaktadır.
Anadolu'nun çeşitli yerlerinde pandomim gösterileri sergileyen Aral, Koca Yusuf (1966), Direkler Arası (1967), Bu Şehri İstanbul (1968), Ağustos Böceği ile Karınca (1971) adında çizgi filmleriyle de Türk çizgi film sektöründe önemli bir yere sahiptir.
Oğuz Aral, karikatürist Tekin Aral'ın ağabeyidir.
26 Temmuz 2004'te Bodrum'da vefat etti. Ölümünün 1. yıldönümünde anısına (26 Temmuz 2005) İstanbul Cihangir parkına heykeli dikildi. Heykeli 2006 ve 2007 yıllarında 2 kez saldırıya uğramasına rağmen tekrar onarılmıştır. Ancak Şubat 2008'de gerçekleştirilen son saldırı sonucu parçalara ayrılan heykel yerine yenisi yapılması planlanmaktadır.
HAKKINDA YAZILANLAR:
Huysuz olmasa tatsız tuzsuz olurdu
O, pırıl pırıl, kırılgan, sevecen yürekli biridir. İnsan sevgisiyle dopdoludur ama insanlardan kaçar. Yalnızlığın derinliklerinde mizah yaratıcılığını doruklara çıkaran biridir o.

Uzun bir boy, boğazına düşkünlüğünün tersine inceye yakın bir yapı, saçsız geniş bir alnın hemen altında kalın çerçeveli ve kalın camlı bir gözlüğün gerisine saklanmış gibi uzun ama hafif gerdanlı bir yüz...

O yüzü anlamlaştıran, çevresini radar gibi sürekli süzerek tarayan ve yakaladığı inanılmaz ayrıntıları saptayarak belleğine bir fotoğraf gibi işleyen bir çift göz.

Biraz alaycı ince dudaklar, hemen onları örten gelişigüzel bırakılmış savruk, alabildiğine özgür bıyıklar.

İnsanı tedirgin edecek kadar haşin, affetmesiz havası veren bir eda ve ona tam uyum sağlayan bir ses tonu.

Dış görünüme bakarsanız kolayca yanaşıp ahbap olabileceğiniz bir tip değildir Oğuz Aral.

Ama ya onun gerisindeki kişi? O usta... Kimdir o?

O, pırıl pırıl, kırılgan, sevecen yürekli biridir. İnsan sevgisiyle dopdoludur ama insanlardan kaçar. Yalnızlığın derinliklerinde mizah yaratıcılığını doruklara çıkaran biridir o.

O anlaşılması güç bir sanatçıdır. O Oğuz Aral'dır. Onu benim diyen babayiğit bulup çıkaramaz daldığı derinliklerden. Ona sokulamaz, onunla bütünleşemez. Onun büyüsü bir başkadır. Onu kimse kolay kolay çözemez.

Çözmeyi başaran da onun dünyasındaki mutluluğu tattığı zaman gerçek yaşamın sırlarını öğrenir.

Oğuz Aral bizim yokuşun su katılmamış emekçilerinden biridir. Yıllar boyunca bıkmadan uzanmadan çizerek ekmeğini kazanmıştır.

Bir sürü genç karikatürcüyü yetiştirmiş, dünyanın en büyük mizah dergilerinden biri haline getirdiği Gırgır'ı kurmuş ve yaşatmıştır.

Oğuz usta salt bir çizer değildir. O kalemini hem çizgide, hem de yazımda aynı ustalıkla kullanabilen olağanüstü yeteneklerden biridir.

O sokağı çizer, sokağı konuşturur, oranın yaşamını, orada yaşayan insanların esprilerini, duygularını, coşkularını, üzüntülerini dile getiren güldürü felsefesini yaratır.

Hem güldürür, hem düşündürür, hem de halkın eğilimini yansıtır. Oğuz Aral gerçek tanımıyla bir halk filozufudur.

Mizah zor iştir. Hele hem çizmek, hem yazmak... Daha büyük bir birikim, güçlü bir gözlem ve sınırsız bir yaratıcılık gerektirir.

Her sanatçı gibi Oğuz Aral da alıngandır. Kendisiyle ilgilenilmesini ister. Bu yapılmazsa kırılır, hatta küser.

Bunlar birer zaaf değil, iyi bir sanatçıda olması gereken önemli ayrıcalıklardır. Vurdumduymaz bir kişilik hiçbir zaman sanatçı olamaz.

Çünkü o yapıda bir insan duygu adamı değildir. Oysa sanatçılık baştan sona duygu yumağı olmayı gerektirir.

Yazılarına başlık olarak koyduğu ‘‘Huysuz İhtiyar’’ başlığını kendi koymuştur. Doğrudur.

Ama Oğuz Aral'ın huysuzluğu tatlıdır ve ona yakışır. Huysuzluk yapmayan bir Oğuz Aral sanırım tatsız tuzsuz bir insan olurdu.
(TUFAN TÜRENÇ - Hürportreler Hürriyet 2002 İlavesi)

YÖNETTİĞİ TİYATRO OYUNLARI:
Huysuz İhtiyar
Keşanlı Ali Destanı

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Kazım Koyuncu

(d. 7 Kasım 1971, Artvin - ö. 25 Haziran 2005, İstanbul), geleneksel Karadeniz müziği ile rock müziği sentezleyerek kendi tarzını yaratan Laz müzisyen. 33 yaşında akciğer kanserinden aramızdan ayrılmıştır.
HAYATI
Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Sugören Köyü'nde, 7 Kasım 1971 tarihinde doğmuşsa da nüfusa geç kaydedildiğinden dolayı resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972'dir. Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başlamış, çocukluğu, "üstadım" dediği, "Kemençeci Yaşar" lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçmiştir [1]. İstanbul'a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başlamışsa da İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden siyasi nedenlerle ayrılmıştır. 1992 yılında profesyonel müzik hayatına atılmıştır. 2004'ün sonlarında sanatçıya akciğer kanseri [2] teşhisi konulmuş ve kanser tedavisi görmeye başlamıştır. 25 Haziran 2005'de, 33 yaşında, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmiştir.



MÜZİK KARİYERİ
1992'de henüz 20 yaşında iken Ali Elver le "Dinmeyen" adlı özgün müzik grubunu kurmuş ve profesyonel müzik hayatı başlamıştır. Zamanla Lazca müzik yapmak için bu gruptan ayrılmışsa da rock'tan kopamamış ve geleneksel Laz halk müziğini rock tabanlı yorumlamaya başlamıştır.

1993’te Mehmedali Barış Beşli ile birlikte Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları) adlı rock müzik grubunu kurmuştur. Lazca rock yapma iddiası ile yola çıkan ve 1995'te Va Mişkunan (Bilmiyoruz), 1998'de de İgzas (Gidiyor) adlı albümleri yaparak bu iddialarını da gerçekleştiren grup, sınırlı sayıda (yalnızca 130 adet) basılmış bir konser albümü (Bruxel Live)çıkardıktan sonra 1999 yılında dağılmıştır.


Kazım Koyuncu, tek başına müziğe devam etmiş ve Salkım Söğüt adlı projelerin ikincisinde 3 şarkıyla yer almıştı. 2001’de Viya adlı ilk solo albümünü çıkardıktan sonra Kanal D televizyonunda yayınlanan popüler TV dizisi Gülbeyaz'ın [3]hem müziklerini yapınca yurt çapında tanınmıştır. Daha sonra Kemal Sahir Gürel ile birlikte Sultan Makamı adlı televizyon dizisinin müziklerini hazırlamıştır..

Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz konserler dizisinin de öncülüğünü yapmış, Nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü Hayde ile popülaritesini arttırmıştır.


Ölümünden sonra 16 şarkının 4 tanesi konser kaydı, 4 tanesi (Dünyada Bir Yerde, Yalnızlığı Anla, Hoşçakal, Yine Burada) demo kayıt, geri kalanı ise farklı albümlerde (Gitarın Asi Çocukları (Anılar Düştü Peşime), Grup Patika/Aşk Beni Büyütmedi (Ayrılık Şarkısı), Seyduna (Hayat), Tuncay Akdoğan/Bir Nehir ki Ömrüm (Darbedar), Dinmeyen/Sisler Bulvarı (Askıda Yaşamak), dizi müziği (Le le le) yer alan Dünyada Bir Yerdeyim albümü Halkevleri tarafından Ocak 2007 çıkartılmıştır. Bu albümün geliriyle Kazım Koyuncu Kültür Merkezi çalışmalarına başlamış ve halen çeşitli atölye çalışmalarıyla katılımcılarına ücretsiz eğitimler vermeye devam etmektedir. 2008 yılında Kazım Koyuncu'nun hayat hikâyesinin yanısıra bir kısmı hiçbir yerde yayınlanmamış görüntülerle anlatan yönetmenliğini Ümit Kıvanç'ın yaptığı "Şarkılarla Geçtim Aranızdan" belgeseli 3 DVD halinde yayınlanmıştır.


GİDİŞİ HERKESİ ÜZDÜ
26 Haziran 2005 'te Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen tören sonrası onbinler tarafından Hopa'ya uğurlanmış ve 27 Haziran 2005 'te doğduğu köy olan Pançol'da fındık ağaçlarının çevrelediği köy mezarlığında ebedi istirahatgahına konulmuştur. Kazım Koyuncu'nun genç yaşta kaybı, gönülden bağlı olduğu Trabzonspor'un vefakar taraftarları, Laz dilinin tanınmasına yaptığı katkılardan dolayı Laz halkı, çevre sorunları konusunda gösterdiği duyarlılığın yanısıra alçakgönüllü, samimi ve hümanist kişiliğiyle kalbini kazandığı büyük halk kitleleri tarafından üzüntüyle karşılanmıştır.

KAZIM KOYUNCU'DAN:
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto Che Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya."


*
Kazım için bir film - Ümit Kıvanç
* Kazım Koyuncu Kültür Merkezi
* Kazım Koyuncu Resmi Sitesi
* Kazım Koyuncu - Vikipedi
* Kazım Koyuncu'nun hayat hikayesi ve biyogrofisi
* Kazım Koyuncu - İşte Gidiyorum (Video)

16 Mayıs 2009 Cumartesi

Cem Karaca

Muhtar Cem Karaca (d. İstanbul, 5 Nisan 1945 - ö. İstanbul, 8 Şubat 2004) Türk müzisyen. Türk rock müziğinin en önemli sanatçılarından biridir ve Anadolu rock'ın kurucusudur.Ayrıca bu müzik tarzını uygulayan bir çok grubun (Apaşlar, Kardaşlar, Moğollar ve Dervişan) kurucusu ve yöneticisi olmuş güçlü bir Anadolu rock kültürü yaratmıştır. Her tarzda rock müziğini türk insanına türkçe sözlerle tanıtan kişidir.Eserlerinde sosyal ve politik içerikli sözlere de yer veren Karaca, özgün stiliylede Anadolu rock'ın en önemli sanatçısıdır.

HAYATI
Annesi Ermeni asıllı Toto Karaca ve babası Azeri asıllı tiyatrocu Mehmet Karaca olan Cem Karaca, sanatla iç içe büyüdü. Ortaöğrenimini Robert Kolej'de yapan Cem Karaca'nın müzikle tanışması oldukça ilginçtir. Ergenlik çağındayken hoşlandığı kızı etkilemek amacıyla şarkı söylemeye başlamış ve bu başlangıcın ardından devam eden olaylar sonucu kendisini müzik piyasasının içinde bulmuştur. Karaca'nın sesinin keşfedilmesi ise annesi Toto Karaca tarafından olmuştur. İlk dönemlerde Jaguarlar, Dinamitler gibi gruplarla amatörce çalışmalar yapan Cem Karaca popüler rock'n'roll parçalarını söylüyordu. O dönemlerde kendisinin en büyük destekçilerinden biri de İlham Gencer'di ve onun orkestrasında müzikal deneyimini oldukça ilerletmişti. Bu yıllarda aynı zamanda tiyatro ile de ilgilenen Cem Karaca çeşitli oyunlarda da görev aldı.

Askerliği sırasında Anadolu'nun ilkokul kitaplarında anlatıldığı gibi olmadığını fark etti. Asker arkadaşının çaldığı bağlama ise onu bambaşka diyarlara taşıdı. Bir zamanlar ilkel ve sıkıcı bulduğu müziğin kendi duygularını anlattığını keşfetti.


MÜZİKAL GEÇMİŞİ
1967'de askerlik dönüşü Apaşlar grubuna katıldı. Bu grupla Hürriyet'in düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasında Emrah isimli parçalayla ikinci oldular ve doğu-batı müziği sentezinde şarkılar üretmeye çalıştılar. 'Resimdeki Gözyaşları' isimli parçayla büyük başarı elde eden Apaşlar'la Batı Almanya'ya gitti. Apaşlar'la olan beraberliği 1969'un sonlarına kadar sürdü. Grupta gitarist Mehmet Soyarslan ve Cem Karaca arasında doğan bazı politik anlaşmazlıklar sonucu Cem Karaca ve Apaşlar dağıldı.

Apaşlar'ın basçısı Seyhan Karabay ile birlikte Kardaşlar grubunu kurdu. Bu sırada Almanya'ya giderek Ferdy Klein Orkestrası'yla dört tane 45lik doldurdu. Amacı maddi sıkıntı yaşamadan çalışmalar yapmaktı. İlk 45'likleri 'Dadaloğlu' ile büyük bir başarı elde ettiler. Fakat 1972'de Seyhan Karabay arasındaki tartışmalar nedeniyle Kardaşlar'la yolları ayrıldı. Bu sırada eşi benzeri görülmemiş bir değiş-tokuş meydana geldi. Cem Karaca, Kardaşlar'dan ayrılıp Anadolu rockın güçlü sesi Moğollar'la birleşirken Kardaşlar da Moğollar'la anlaşamayan Ersen Dinleten'i gruplarına dahil etti.


Üç 45'lik çıkaran Karaca, Moğollar'ın dağılmasıyla kariyerinin en önemli dönemini yaşayacağı Dervişan grubunu kurdu. Dervişan politik rock'ın yanısıra progressive rock'ın Türkiye ile tanışmasında önemli rol oynadı. Aynı zamanda tam anlamıyla ilk stüdyo albümünü bu grupla çıkardı: 'Yoksulluk Kader Olamaz'. Dervişan'ın dağılmasından sonra Edirdahan isimli grubu kurdu. Yeni albümü 'Safinaz'la eski başarısını elde edemedi. Bu albümden sonra Almanya'ya gitti ve 1987'ye kadar sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Bu dönemdeki çalışmalarında sık sık gurbet acısı gibi temaları işledi. Bu süre içindeki en iyi albümünü Almanca olarak çıkardı: 'Die Kanaken'. Bu albümde yabancı düşmanlığı, gurbetçilerin yaşamı gibi konuları işledi. Albümdeki bazı parçaların Türkçesini sonraki albümlerinde kaydetti. 'Die Kanaken' albümünün arka kapağında kendisiyle ilgili şunlar yazılıydı:

Cem Karaca ülkesi olan Türkiye'de bir rock yıldızı. Ülkesinde 50'ye yakın 45'lik ve LP yayınlayan Karaca'nın parçalarının çoğu sosyal içerikli sözlere sahip. 1981'in ocak ayında Almanya'dayken son albümü yüzünden ülkesinde aranmaya başladı. Bunun üzerine Karaca, ülkesine geri dönmedi. Mallarına el konan şarkıcı 200 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 1983'te de darbeci generaller onu Türk vatandaşlığından attılar. Almanya'da daha çok Nazım Hikmet' in şiirlerini seslendirmesiyle tanınan Karaca, ilk olarak 1983'ün başlarında Almanca sözlerle ve doğu-batı sentezinden oluşan bir müzikle seyirci önüne çıktı. Amacı Türkiye'de olan biteni anlatmak değil, burada olup bitenleri anlatmak ve Alman-Türk ilişkilerini düzeltmeye çalışmak.


Yurda döndüğü zaman 12 Eylül bozgununa sorumlu arayan eski solcuların günah keçisi olmaktan ve dışlanmaktan kurtulamadı. Bu aydın sapmasını hicvettiği 'Yarım Porsiyon Aydınlık' adlı şarkısında 'hiç bir şey üretemeden sadece eleştirirsiniz' diyerek kırgınlığını dile getirdi. Seksen sonrası dönemde müzik yapımcılarının desteğini alamadan çıkardığı albümler o yıllar büyük ses getirmemesine karşın, yıllar içinde şarkılar değerini buldu. Oh Be, Kahya Yahya, Hep Kahır gibi hit şarkılar bu dönemde çıktı.

Ülkesine yeniden dönüşünden sonra ilk albümünü 1987'de eski arkadaşı Cahit Berkay'la birlikte yaparlar. 'Merhaba Gençler Ve Her Zaman Genç Kalanlar'. Bundan bir sene sonra 1988'de, aranjör Oğuz Abadan'la birlikte 60'lı yılların sonunda yaptığı çalışmalarda da olduğu gibi, orkestrasyona ağırlık vererek, yaylı varyasyonlarının hakim olduğu bir başka çalışmayı gerçekleştirirler: 'Töre'. 1990 ve 1992'de Uğur Dikmen ve Cahit Berkay'la 'Yiyin Efendiler' ve 'Nerde Kalmıştık' albümleriyle biraz da olsa eski günlerine döndü. 1997'de çekilen 'Ağır Roman' filminde seslendirdiği 'Resimdeki Gözyaşları' ile yeniden popüler oldu.
1999'da Cahit Berkay, Engin Yörükoğlu, Ahmet Güvenç ve Uğur Dikmen'in desteğiyle 'Bindik Bir Alamete...' isimli albümünü çıkardı. Son albümü de sayılabilecek olan bu albüm eski günlerin gürül gürül Cem Karaca'sının yeniden geri döndüğü başarılı bir çalışmadır. 'Kahpe Bizans' filmi için üç parça kaydedip, filmde küçük bir rol aldı. 2000'li yıllarda çeşitli şiir çalışmaları da yaptı. Barış Manço'nun efsanevi grubu Kurtalan Ekspres'le birleşerek konserler verdi. Son olarak Yol Arkadaşları isimli grubuyla sahneye çıkan ve bu grupla son albümü Hayvan Terli ve Murathan Mungan albümündeki Göç Yolları isimli şarkıyı kaydeden Cem Karaca, 8 Şubat 2004'de hayata gözlerini yumdu. Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.


DİSKOGRAFİ
45'LİKLER

1967
Emrah / Karacaoğlan (Hürriyet Gazetesi H-018) (Apaşlar)
Hudey / Vahşet / Bang Bang / Shakin' All Over (Sayan EP Seri FS 127) (Apaşlar)
Emrah / Hücum / Karacaoğlan / Ayşen (Sayan EP Seri FS 134) (Apaşlar)
Ümit Tarlaları / Anadolu Oyun Havası / Suya Giden Allı Gelin / Nasılda Geçtin? (Sayan EP Seri FS 145) (Apaşlar)

1968
İstanbul'u Dinliyorum / Oy Bana Bana (Türkofon TU-St 1505) (Türküola 1505) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)
Oy Babo / Hikaye (Türkofon TU-St 1506) (Türküola 1506)
İstanbul / Why (Türkofon TU-St 2010) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)
Emrah 1970 / Karanlık Yollar (Türkofon TU-St 1507) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)
Resimdeki Gözyaşları / Emrah (Sayan FS 167) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)
Resimdeki Gözyaşları / Şans Çocuğu (Türkofon TU-St 1508) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)
Tears / No , No , No (Türkofon TU-St 2011) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)

1969
Ayrılık Günümüz / Gılgamış (Türkofon TU-St 1520) (Türküola 1520) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)
Zeyno / Niksar (Türkofon TU 1002) (Türküola 1521) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)
Bu Son Olsun / Felek Beni (Karacaoğlan III) (Türkofon TU 1003) (Türküola 1524) (Apaşlar - Ferdy Klein Orkestrası)

1970
Emmioğlu / O Leyli (Türküola 1528) (Ferdy Klein Orkestrası)
Kendim Ettim Kendim Buldum / Erenler (Türküola 1529) (Ferdy Klein Orkestrası)
Adsız / Unut Beni (Türküola 1530) (Ferdy Klein Orkestrası)
Muhtar / Baba (Türküola 1531) (Ferdy Klein Orkestrası)
Dadaloğlu / Kalender (Türkofon M-1014) (Kardaşlar)

1971
Oy Gülüm Oy / Kara Sevda (Türkofon M-1016) (Kardaşlar)
Tatlı Dillim / Demedim mi? (Türkofon M-1017) (Kardaşlar)
Kara Yılan / Lümüne (Türkofon M-1018) (Kardaşlar)
Acı Doktor (Kısım 1) / Acı Doktor (Kısım 2) (Türkofon M-1019) (Kardaşlar)
Kara Üzüm / Mehmet'e Ağıt (Türküola 1536) (Kardaşlar)

1972
Askaros Deresi / Üryan Geldim (Yavuz 1545) (Kardaşlar)

1973
Obur Dünya / El Çek Tabib (Yavuz 1547) (Moğollar)
Gel Gel / Üzüm Kaldı (Yavuz 1553) (Moğollar)

1974
Namus Belası / Gurbet (Yavuz 1560) (Moğollar)
Beyaz Atlı / Yiğitler (Yavuz 1567) (Dervişan)

1975
Tamirci Çırağı / Nerdesin? (Yavuz 1571) (Dervişan)
Mutlaka Yavrum / Kavga (Yavuz 1574) (Dervişan)
Beni Siz Delirttiniz / Niyazi (Yavuz 1578) (Dervişan)

1976
Parka / İhtarname (Yavuz 1582) (Dervişan)

1977
Mor Perşembe / Bir Öğretmene Ağıt (Yavuz 1585) (Dervişan)
1 Mayıs / Durduramıyacaklar Halkın Çoşkun Akan Selini (Gönül GP525) (Dervişan)

ALMANYA'DA ÇIKARDIĞI 45'LİKLER

İstanbul / Why (1968) (Türkofon 2010)
Tears / No , No , No (1968) (Türkofon 2011)
Üryan Geldim / Hasan Kalesi (1973) (Türkofon 1549)
Askaros Deresi / Kazak Abdal (Türkofon 1572)

ALBÜMLER

1973 - Kardaşlar - Apaşlar (Türkofon VELP 6503)
1974 - Cem Karaca (Apaşlar , Kardaşlar , Moğollar ve Ferdy Klein Orkestrası) (Yavuz LP 1006)
1975 - Nem Kaldı (Yavuz LP 1012)
1977 - Parka (Yavuz LP 1019) / Yoksulluk Kader Olamaz (Yavuz LP 1021) (Dervişan)
1978 - Safinaz Gönül GPLP10) CD & Kaset (1994) (Kalan 050) (Edirdahan)
1980 - Hasret Kaset (Türküola 1289) LP (Türküola)
1982 - Bekle Beni Kaset (Türküola)
1984 - Die Kanaken LP (Plane RC 0972-88375/76)
1987 - Merhaba Gençler Ve Her Zaman Genç Kalanlar Kaset (Emre 569)
1988 - Töre Kaset (Emre HE 579) (Oğuz Abadan Orkestrası)
1990 - Yiyin Efendiler (Özbir 032)
1992 - Nerde Kalmıştık ? (Marşandiz 083)
1997 - Ağır Roman (O.S.T)
1999 - Bindik Bir Alamete... (MajörMüzik 21550)
2000 - Kahpe Bizans (O.S.T) / Cem Karaca bu albümde Dost Hakkı, Aşk-ı İlahi ve Meydan Bu Meydan şarkılarını seslendirdi. )
2003 - Düet (Cem Karaca-İbrahim Sadri / Attila İlhan'ın "Ben Sana Mecburum" adlı şiirinde.) / Gurbet Şiirleri - "Hep Kahır" (şiir) .
2004 - Söz Vermiş Şarkılar- Murathan Mungan / "Göç Yolları" şarkısı.

ÖLÜMÜNDEN SONRA YAYINLANAN ALBÜMLER

2004 - Hayvan Terli
2004 - Hayat Ne Garip (Mahsun Kırmızıgül-Sarı Sarı/Başroldeyim) "Son Düet"
2006 - Mutlaka Yavrum (Cem Karaca Şarkıları) (çeşitli sanatçılar)

FİMLERİ

Avcı (2001) TV dizisi
Yeni Hayat (2001) TV dizisi