1904 yılında Hesse’nin edebi şöhreti kendinden 9 yaş büyük Basler’li fotoğrafçı Maria Bernoulli ile evlenmesine ve Konstanz gölünde olan Gaienhofen’e yerleşmesine imkân sağlamıştır. Karısı Bernoulli’nin tanınmış ailelerinden gelmekteydi. Bu evliliğinden Bruno, Hans Heinrich ve Martin olmak üzere üç oğlu doğmuştur. Hesse Gaienhofen’de, 1906 yılında yayımlanan, “Çarklar Arasında” adlı ikinci romanını yazmıştır, okul ve eğitim dönemindeki deneyimlerini bu eserinde edebi olarak işlemiştir.
Sivil hayatına geri döndüğünde şiirler ve hikâyeler oluşturmuştur. 1910 yılında sonraki romanı “Gertrud”, Hesse’yi bir başarı krizine sürüklemiştir. Bu eserle işi zordu, kitap beklenen ilgiyi görmemiştir ve yazıyla başının dertte olduğunu açıklamış bunu başarısızlık olarak nitelendirmiştir. Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi. O dönem Arthur Schopenhauer’la birlikte yapıtları en çok ilgi çeken yazarlardan biriydi ve Teosofiyi keşfetmiştir. Hindistan’a olan ilgisi Schopenhauer’un eserleriyle daha da canlanmıştır. Evliliğinde de uyumsuzluklar artmıştır, bundan uzak durabilmek için Hesse, Hans Sturzenegger ile 1911 yılında Sri Lanka ve Endonezya’ya büyük bir tatil gerçekleştirmiştir. Umduğu ruhi dini burada bulamamıştır. Yine de bu tatil onun edebi eserini etkilemiştir. 1913 yılında “Aus Indien” eseriyle aşağı çekmiştir kendini. Hesse’nin Asya’dan geri dönüşünde aile 1912 yılında Bern’e taşınmıştır.1914 yılında “Rosshalde” romanında da anlattığı gibi bu değişiklik de evlilik sorunlarını çözmemiştir.
Savaşın getirdiği değişim :
Savaş rehinelerine sosyal yardım ( 1914 yılından itibaren ) :
1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başladığında Hesse savaşmak için Alman Büyükelçiliği’ne gönüllü olarak başvurmuştur. Çünkü savaş esnasında insanlar ölürken onun şöminenin başında oturmaya gönlü razı olmamıştır. Hesse sağlık sorunları nedeniyle bu işe elverişsiz bulunmuştur ancak Bern’deki Alman savaş tutsaklarının bakımı için Alman Büyükelçiliği’ne atanmıştır. Bu bağlamda Hesse Alman savaş tutsakları için kitaplar toplamak ve göndermekle ilgilenmekteydi. Bu zamanlarda “Alman Enternasyon” gazetesinin ( 1916/17) ortak yayımcısı ve Alman savaş tutsakları için yayımlanan “Sonntagsboten”un ( 1916 – 1919) yayımcısıydı ve aynı zamanda da Alman tutsaklarına hizmet veren kütüphaneden sorumluydu.
Ailevi talihsizlikler (1916) :
Hesse’nin peşini talihsizlikler bırakmazken ve kendisi daha derin bir yaşam krizine girerken, Alman kamuoyu ile olan bu çatışmalar henüz yatışmamıştı: Babasının 8 Mart 1916 yılındaki ölümü, 13 yaşındaki oğlu Marti’nin ağır hastalığa (Menenjit) yakalanması ve karısının gittikçe artan şizofreni hastalığı. Hesse savaş tutsaklarının bakımı için üstlendiği görevini bırakmak zorunda kalmış ve psikolojik tedaviye yönelmişti.
Savaş karşıtlığı (1916 – 1919) :
Siyasi ve duygusal olarak kaynaşmış, onun eski ve yol arkadaşı olan, askerliği reddeden ve kurşuna dizilmekten son anda kurtulan usta Gusto Graser ile buluşmuştu. O ve onun arkadaşı olan Bayan Elizabeth onu, aradığı güce kavuşturmuştu. Hesse hayatında büyük bir değişim yaşamıştı. Artık bu savaş gönüllüsünden bir savaş karşıtı ve reddedenin sözcüsü olmuştu. Graser’in topluluğunda kendini kabul ettirmiştir. Bu toplum “Çizilmişler” ve Monte Verita’dan çıkanlardı. Gusto Graser bu yoğun çalışmayı kehanet figürü ile analizinde ve şiirinde anlatmıştır: Eylül ayında / Ekim 1917’de, Hesse üç haftalık bir çabayla arkadaşına anıt niteliğinde bir roman olan “Demian” ı yazmıştır. Kitap savaş sonrasında 1919 yılında Emil Sinclair takma adı altında yayımlanmıştır.
Ticino’daki Ana Yurdu (1919 – 1962) :
Hesse’nin 40 yıldan fazla zaman geçirdiği, artık ana yurdu gibi olan, romanlarının ve öykülerinin çoğunu yazdığı yer Montagnola köyü, Lugano Gölünden yukarıya doğru tırmanan Monte San Salvatore’nin devamındaki Lago di Muzzano gölünün ilerisinde düz, yeşil tepeleriyle uzanan Collina d’Oro’nun arasında görünmektedir. Hesse’nin Montagnola’da Lugano şehrinin geniş manzarasına sahip, gölü ve karşısındaki Monte Bre’yi panoramik bir şekilde görebilen bir evi vardı
Casa Camuzzi (1919 – 1931) :
Hesse 1919 yılında sivil hayata döndüğü zaman evliliği zedelenmiştir. Eşi Mia (Maria) ağır bir psikolojik hastalık geçiriyordu, fakat iyileşse bile artık onunla bir ilişki kurmak istemiyordu. Bern’deki ev satılmış ve 3 küçük erkek çocuğunu başka arkadaşlarının yanına vermişti. En büyük oğlu Bruno’yu ise ressam arkadaşı Cuno Amiet’in yanına yerleştirmişti. Ailesini bırakmasının vermiş olduğu deneyim ve ağır yük, Hesse’yi 1919 yılında yayımlanan “Klein und Wagner” adlı, Klein adındaki orta sınıf insanını konu aldığı eseri yazmaya yönlendirmiştir. Hesse, bu eserinde delirmekten korkan, Wagner adındaki bir öğretmenin tüm ailesini öldürdüğü, İtalya’ya kaçan bir adamı anlatmıştır. Aynı zamanda Klein’nın kendi rüyasında kendi geleceğinin yönetimini ele alabilmek için direksiyondan ittiği Gusto Graser’den ayrıldığını da yansıtmıştır.
Hesse 1919 yılının Nisan ayı ortalarında tek başına Ticino’ya taşınmıştır. İlk olarak Locarno yakınlarındaki Minusio’da küçük bir çiftlik evine yerleşmiş ve daha sonra 25 Nisanda müzisyen arkadaşı Volkmar Andrea’nın kendisine aracılık ettiği, basit bir yerleşim yeri olan Muzzano Gölünün yukarısındaki Sorengo’ya taşınmıştır. Sonradan 11 Mayıs 1919 tarihinde Montagnola’da köyün yüksek bir alanının güneybatısında ve Lugano’dan çok uzak olmayan, dört küçük odalı bir kaleye benzer “Casa Camuzzi”den bir ev kiralamıştır. Bu 18. yüzyılda mimar Palazzo’nun eseriydi. Hesse, bu eğimi düşük yerden (“Klingor’s Balkon”) ve yemyeşil orman arazisinden Lugano Gölü üzerindeki ters tepelere ve İtalyan dağları tarafına bakmaktaydı. Yeni yaşam durumu ve binanın konumu, ona sadece yeni edebiyat etkinliğinde değil, ayrıca diğer yazı çalışmalarında da ilham kaynağı olmuştur. Bu da zaten 1920 yılındaki “Klingsors letzter Sommer” eserinde kendini iyice hissettirmiştir.
1922 yılında Hesse’nin “Siddharta” adlı Hint romanı piyasaya çıkmıştır. Bu romanında Hint kültürüne olan ilgisini ve ailesinden öğrenmiş olduğu Budist felsefesini konu almıştır. Eski sevgilisi Ruth Wenger (1897 – 1994, ikinci eşi), Hint şiirinde Siddharta’ya aşkı yaşatan Kamela adlı roman karakterini yazması için kendisine ilham kaynağı olmuştur.
Hesse, 1923 yılında, 1890 yılında Göppingen’deki öğrenciliğinden vazgeçmesinden sonra, ikinci kez İsviçre vatandaşlığını almış ve Alman vatandaşlığından çıkmıştır. İlk eşi Maria’dan ayrılan Hesse 1924’de İsviçreli yazar Lisa Wenger’in kızı ve Meret Oppenheim’ın halası Ruth Wenger ile evlenmiştir. Hesse’nin bu ikinci evliliği erotik cazibe ve kültürel benzerliklere rağmen birbirinden apayrı kişileri barındırmaktaydı. Yaşam ihtiyaçları ve hedefleri başarısızlığa mahkûm olmuş ve daha sonra eşinin talebi üzerine 3 yıl sonra, yani 1927’de boşanmışlardır.
Bir sonraki büyük eseri 1925 yılında yayımlanan “Kurgast” ve 1927 yılında yayımlanan “Die Nürnberger Reise” (Nürnberg Seyahati) adlı eseri ironi fikirler ima eden otobiyografik öykülerdi. Bu eserlerde, 1927 yılında yayımlanan “Der Steppenwolf” adlı en başarılı Hesse romanının geleceğini haber vermekteydi. Bu roman, ona, yaklaşan dünya savaşından önce endişe dolu bir uyarı gibi gelmiştir ve önceki Alman halkına ders verir ya da onlarla dalga geçer nitelikteydi. 50. doğum gününü kutladığı yıl, arkadaşı Hugo Ball tarafından yazılan ilk Hesse biyografisi de yayımlanmıştır.
Hesse’nin başarı romanından kısa bir süre sonra üçüncü karısı olan Ninon Dolbin (1895 – 1966) ile hayatını devam ettirmiştir. Bu üçüncü karısının memleketi Czernowitz Bukownina idi. Daha on dört yaşındayken onunla mektuplaşmaya başlamıştır. Bu ilişkinin eseri de 1930’da “Narziss und Goldmund” olmuştur. Hermann Hesse üç eşine de birer peri masalı ayırmıştır: İlk eşi Mia’ya Iris masalı (1916), Ressam dönüşümler (1922) Ruth Wenger’e, ve Ninon Dolbin için evliliği sırasında, Mart 1933’te, hazırladığı ve otobiyografi malzemelerle bezenmiş olan son masalı “Kuş” olmuştur, kendisi de kişisel notlarında ve Ninon ile mektuplaşırken sıklıkla “Kuş” kelimesini kullanmaktaydı.
Casa Hesse (Rossa) (1931–1962) :
Hesse, Casa Camuzzi’de kiraladığı evinden 1931 yılında ayrılarak aynı yıl üçüncü evliliğini yaptığı yeni hayat arkadaşıyla büyük bir eve, dış cephesindeki kırmızı boya nedeniyle Casa Rossa olarak da anılan Casa Hesse’ye taşınmıştı. Arsa ve bina Montagnolo'nun üst kısmında ve kuzey kıyısında ayrıca Casa Camuzzi'ye manzarası olan bir konumda olup yürüyerek sadece on dakika uzaklıktadır. Bina, Hesse’nin isteği üzerine arkadaşı Hans C. Bodmer tarafından inşa edilmiştir ve o hayattayken, hatta ölümünden sonra Ninon'un hayatta olduğu süre boyunca kullanıma açık kalmıştır.
Boncuk Oyuncusu (1931–1946) :
1931 yılında “Boncuk Oyunu” adını taşıyacak son büyük eserinin taslağını yapmaya başladı. 1932'de Gräser'den esinlendiği "Çocuk Haçlılar" eserinde “Yeni Oluşumcuları” model aldığı “Doğuya Yolculuk” anlatısına dair ilk taslağını yayımladı. Doğuya Yolculuk’ta olduğu gibi Boncuk Oyunu’nda da Herrmann Hesse’nin terk ettiği ve ona pişman bir halde “yanaşma” olarak geri dönmek istediği asıl ana tema –Leo ya da müzik ustası, yağmur yağdıran, Yogin ya da günah çıkartan papaz olarak adlandırılan- bir arkadaşın ve bir ustanın müritliğidir. Hesse’nin o dönemki siyasi tutumu medeniyeti eleştiren kültür iyimserliğine dayanmaktaydı.
“…Arkadaşlarım ve düşmanlarım biliyorlar ve çoktandır paylıyorlar: çoğu şeyden haz almıyorum ve bugün insanlığın gururu olan çoğu şeye inanmıyorum: tekniğe inanmıyorum, ilerleme fikrine inanmıyorum, hatta demokrasiye de, ne çağımızın görkemine ve baskın çıkmamasına inanıyorum ne de “doğa” diye anılanın önünde sonsuz saygı duyarken yüksek maaşlı herhangi bir önderlerine inanıyorum.”
Hesse, Nasyonal Sosyalistlerin Almanya’da iktidarı ele geçirmelerini büyük bir endişeyle izledi. Bertold Brecht ve Thomas Mann’ın 1933 yılındaki sürgünleri her defasında olduğu gibi Herrmann Hesse’nin yanında son buldu. Hesse, Almanya’daki gelişmeyi kendi biçimiyle karşı çıkarak yönlendirmeye çalıştı: on yıllardır Alman basınında kitap eleştirileri yayımladı- o dönemde ise artık Yahudi ve Nasyonal Sosyalistler tarafından takibe alınan diğer yazarları etkili bir şekilde dile getirdi. Otuzlu yılların yarısından itibaren hiçbir Alman gazetesi Hesse’nin makalelerini yayımlamaya cesaret edemedi. Suhrkamp Verlag KG Berlin yayınevi 1943'te Knulp’un sonraki baskısını yapabildi. Hesse’nin siyasi tartışmalardan ve İkinci Dünya Savaşının korku bildirimlerinden zihinsel olarak kaçışı 1943 yılında İsviçre’de basılan “Boncuk Oyunu” romanın malzemesi oldu. 1946’da ona edebiyat dalında Nobel ödülü verilmesi bu geç yazılmış eserinden dolayı değildi: “Daha cesur ve etkili bir biçimde gelişen ve klasik hümanizmin ideallerini biçimin yüksek bir sanatı gibi aynı şekilde ortaya serip derine dalarak oluşturulan eseri için”. (Stockholm’deki İsviçre Akademisinin gerekçesi)
Yazışmaları (1946–1962):
İkinci Dünya Savaşından sonra Hesse’nin üretkenliği yeniden başladı: Anlatılar ve şiirler yazmış, ama roman yazmamıştır. Uğraşısının ağırlıklı noktası gittikçe daha kapsamlı olan yazışmalarının üzerinde toplandı. Aralıksız gelen mektuplardan günlük yararlanması, Montagnola’daki “bilge yaşlıdan” finansal destek, yaşama yardımı ve yönlendirme uman Alman okuyucuların yeni bir neslinde yeniden canlanan ününü yaşaması için bir fırsattı. Oğulları Bruno ve Heiner Hesse'nin ve Offenbach'taki Hesse Basım Arşivlerinin araştırmasına göre Hesse 35.000 civarında mektup aldı. Kendi isteği doğrultusunda sekretersiz çalıştığı için mektupların büyük bir kısmını kendisi bizzat cevapladı: Cevap verdiği mektuplardan 17 000 tanesine ulaşıldı. Belirgin biçimde bireyci olarak bu yaptığını ahlaki yükümlülük olarak gördü. Bunun yanı sıra aynı taleplere, konu oluşturmalara, kendi bulunduğu duruma, günün akışında herkesin ilgisini çeken olay ve gözlemlere dair Genelge olarak gönderdiği daha uzun izlenimlerinin bir çalışmasını bitirdi.
Ölümü (1962) :
Uzun zamandır kan kanseri olduğunu bilmeyen Hermann Hesse 9 Ağustos 1962’de beyin sektesinin sebep olduğu uykusundayken öldü ve iki gün sonra arkadaşı Hugo Ball’ın yatmakta olduğu Montagnola yakınlarında yer alan Gentilino’da Sant’Abbondio mezarlığında ailesi ve arkadaşları eşliğinde toprağa verildi. Ball, Hesse’nin yazar ve edebiyat sanatçısı olarak edebi özendirmelerinde ve doğruluğunda en iç ruhsal duygu alanına kadar anlaştığını hissettiği nadir yol arkadaşlarından birisiydi.
Edebi önemi :
Hesse'nin ilk eserleri 19 yüzyıl geleneği doğrultusundadır: Şiiri Romantizm akımının etkisi altındadır aynı şekilde “Der Grüne Heinrich“in yazarı Gottfried Keller’in sonrasında gelişim romanı olarak bilinen türde yazdığı “Peter Camenzind“ kitabının dili ve üslubu da Romantizm akımının yansımalarını gösterir.
Hesse, içerik olarak Yaşam Reformları’nın ve Gençlik Hareketleri’nin bir yönelimini benimsediği, büyüyen sanayileşme ve şehirleşmeye karşı hareketlerin içinde bulunmuştur. Özellikle Gusto Gräser’ın yaşadığı civardaki Monte Verita onun için sembol olmuştur. Biçimdeki ve içerikteki yeni romantikçi bu tutumdan Hesse daha sonraları vazgeçmiştir. Şehir ve kırsalın karşılaştırılması ve kadın erkek zıtlığında kendini gösteren “Peter Camenzind”in tezatlı yapısı buna karşılık Hesse’nin sonraki önemli eserlerinde de (örneğin “Demian” ve “Bozkırkurdu” eserlerinde) hala görünmektedir.
Psikolog Carl Gustav Jung’un prototip öğretisiyle tanışıklığı, hatta Jung’un psikoloji çalışmalarına olan bu ilginin Hesse’nin eserleri üzerinde somut etkisi olduğu, ilk olarak “Demian” romanında kendini gösterir. Kendi kendini keşfetme ve ruhsal evrende gizemli olanın ardında öz kimliği yaratma çabaları ile Jung Psikolojisine doğrudan bağlantılar, Hesse’nin arkadaşı Gusto Gräser’in de işaret ettiği bir durumdur. Genç bir insana kendine giden yolu açan eski arkadaşı ya da ustası, kitabın merkezi konusu halindedir. Bu sebepten dolayı sayısız “Hesse nesli” kendilerine en sevdikleri yazarı seçtiler ve hala da seçmektedir. Gelişim romanı geleneği “Demian”da hala görülebilmektedir. Fakat bu eserinde (hatta “Bozkırkurdu’nda” da) tutum gerçek düzeyde değil de, bir iç “ruhlar kırsalında” gerçekleşmektedir.
Hesse’nin eserlerindeki başlıca diğer bir yaklaşım her şeyden önce (ama sadece) “Siddharta” romanında bulunan spiritüalizmdir. Hint bilgelik öğretileri, Gusto Gräser’in ona tanıttığı Taoizm ve Hıristiyan mistiği onun arka alanını oluşturmuştur. Birey üzerine bilgeliğe giden yolu açan ana eğilim paralelleri daha çok Theravada Budizm’inde bulunsa da Asya öğretisine hitap etmeyen tipik batı yaklaşımıdır. Bazı eleştirmenler, Hesse’ye, kendi kişisel dünya görüşünü ve ruhsal durumunu aktarmada edebiyatı kullandığına yönelik bir karşı argüman öne sürmüşlerdir. Bu eleştiri ters çevirtilip eleştirmenlerin, onun edebiyatına değil, dünya görüşüne karşı çıktıkları söylenebilmektedir.
Hesse’nin tüm eserleri güçlü bir otobiyografik bileşimi barındırır. Bu bileşim özellikle “Demian”da, “Doğuya Yolculuk”ta, hatta “Klein und Wagner” eserinde ve ”yaşam krizi romanı” için doğru bir örnek olan “Bozkırkurdu”nda açıkça bellidir. Sonraki eserinde bu bileşimler daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Hesse birbirine bağlantılı romanlar olan “Doğuya Yolculuk” ve “Boncuk Oyunu”nda ana konusunu çok değişik varyasyonlarda kuvvetlendirmiştir: Bir genç ve onun eski arkadaşı ya da ustası. Ortaya çıkış tarihinin arka alanından, 20. yüzyılın en berbat yıllarında önce Hesse “Boncuk Oyunu”nda insanlığın ve ruhun ütopyasını işaret etmiştir, bunun yanı sıra Hesse tekrar bir klasik gelişim romanı yazmıştır. Her iki unsur diyalektik bir etkileşimde teraziye tutunmaktadır.
Hesse hayatı boyunca o zamanda bilgi aktarma, teşvik ve yapıcı eleştiri alanlarında onunkiler gibisini aratan kalite ölçütleriyle 60 farklı gazete ve dergi için yazdığı yaklaşık 3000 kitap eleştirisi hazırlamıştır. Thomas Mann gibi, Hesse de Goethe’nin çalışmalarıyla yoğun bir şekilde uğraşmıştır.
Hesse’nin kitaplarının eleştirileri o zamana dek tanınmayan yazarların kitaplarından Asya kültür çevrelerindeki felsefi çalışmalara kadar uzanmıştır. Bu çalışmalar bugün dahi varlığını sürdürmekte; özellikle 1970’li yıllarda batının da edebiyat, felsefe ve düşünce ortak mirası olmadan önce Hesse tarafından keşfedilmiş ve gerekli çalışmaları yapılıp kullanılır duruma getirilmiştir.
Eleştirmen gözüyle :
Hesse’ nin ilk eseri o zamanki edebiyat eleştirmenlerince ağırlıklı olarak olumlu değerlendirilmiştir.
Hesse’nin her iki dünya savaşında Almanya’da kabul görüşü savaş karşıtı ve anti nasyonalist görüşlere sahip yazarlara karşı yürütülen basın kampanyaları aracılığıyla yer bulmuştur. 1937’den itibaren Hesse’nin kitapları Almanya’da “el altından” satılmıştır. Hesse her iki dünya savaşından sonra halkın bir kısmının, özellikle genç neslin düşünsel ve kısmen ahlaki bakımdan yeni şeylere odaklanma ihtiyacını karşılamıştır. Halkın geniş kitleleri tarafından tekrardan “yeni keşfedilmesi” 1945’ten sonra olmuştur.
Hesse edebiyat dalında Nobel Barış Ödülü’nü aldıktan on yıl sonra Karlheinz Dreschner 1957’ de tartışma yazısında sözde sanat eseri, “Gelenek-Görenekler ve Sanat”ı yazdı. “Hesse’nin böylesine yıkıcı bir sürü seviyesiz mısra yazmış olması üzüntü verici bir disiplinsizlik ve edebi bir barbarlıktır.” Bu haliyle onun düzyazısına ilişkin uygun bir yargı ortaya çıkmadı. Sonraki on yıllarda Alman edebiyat eleştirmenlerinin büyük bir kısmı bu yargıda birleştiler. Hesse kimine göre taklitçi ve edebi değeri olmayan edebiyat üreticisi olarak nitelendirildi. Dolayısıyla Hesse’nin kabul görmesi sarkaç hareketine benzemektedir: Bu sarkaç hareketi 1960’ ların Almanya’sında bir dip noktada kaldı, ABD’deki gençler arasında benzeri görülmemiş bir “Hesse Patlaması” baş gösterdi, bu sonra Almanya’ya da sıçradı: Özellikle “Bozkırkurdu” (ondan sonra bir rock grubu bu adı –Steppenwolf- almıştır) uluslararası en çok satan kitap oldu ve Hesse kitabı en çok çevrilen ve okunan Alman yazarlardan biri haline geldi. Dünya genelinde 120 milyon kitabı satıldı (durum: 2007’nin başlangıcı). 1970’ li yıllarda Suhrkamp-Verlag yayınevi hayatının sonlarında eserlerinden alıntılar okuduğu plakları yayınladı. Kariyerinin henüz başında kendini yazar okumalarına adadı ve bu bağlamda kendine ait yaşantılarını alışılmışın dışında keyif verici “Yazar Gecesi”nde ele aldı.
Uluslararası Hermann Hesse Kolokyumu 1977’den beri düzensiz olarak ve çok yıllı aralıklarla ancak değişen konularla Kara Ormanlar’daki Hesse’nin doğduğu şehir olan Calw’de gerçekleştirilmektedir. Bunun yanı sıra alanlarında uzman olan, Almanya’dan ve Almanya dışından ünlü ve saygın Hesse uzmanları iki üç gün Kolokyuma katılmaktadır. Kayıt olan herkes konferansa katılabilmektedir. Program genellikle değişimli olarak Hesse’nin şiirlerinin seslendirilmesiyle, skeçlerle veya uygun belgesel ya da edebiyat gösterimiyle yürütülür.
Hesse’nin anısına iki edebiyat ödülü, onun ismiyle anılır: Calw Hermann Hesse Ödülü ve Karlsruhe Hermann Hesse Edebiyat ödülü.
Bazı yayınlar ve politik tartışmalar ( 1914 – 1919 ):
3 Kasım1914 tarihinde “Neuen Zürcher” adlı gazetede, Alman entelektüellerine seslendiği, milliyetçi tartışmalara girmeyen “O Freunde, nicht diese Töne” yazısı çıkmıştır. Hesse, bundan sonra olanları, hayatındaki büyük bir dönüm noktası olarak tanımlamıştır. Kendisini yeniden güçlü bir tartışmanın içinde bulmuştur, Alman Basını ona saldırmış, nefret dolu mektuplar kendisine gönderilmiştir ve eski arkadaşları ona ortadan kaybolmasını söylemiştir. Daha sonradan Almanya’nın ilk Cumhurbaşkanı olacak arkadaşı Theodor Heuss’ dan ve Ağustos 1915 yılında kendisini ziyaret eden Fransız yazar Romain Rolland’ dan izin almıştır.
Ödülleri ve unvanları :
- 1905: Bauernfeld Ödülü
- 1928: Viyana Schiller Vakfının Mejstrik Ödülü
- 1936: Gottfried-Keller-Ödülü
- 1946: Frankfurt Şehrinin Goethe Ödülü
- 1946: Nobel Edebiyat Ödülü
- 1947: Bern Üniversitesi Fahri Doktora Unvanı
- 1947: Kendi memleketi olan Calw’a fahri hemşeri olarak atanması
- 1950: Wilhelm-Raabe-Ödülü
- 1954: Bilim ve Sanat Alanındaki Pour le mérite Ödülü
- 1955: Nazi döneminde, çalışmaları ve eleştirileriyle Alman kitapçıları Barış Ödülünü alması
- 1962: Hesse’nin yıllarca yaşadığı yer olan Montagnola’yı da kapsayan Collina d’Oro bölgesinde fahri vatandaşlık hakkı, 1 temmuz1962 ölümünden birkaç hafta öncesi.
- Ayrıca birçok okul da adını almıştır.
Hermann Hesse’ nin tüm eserleri :
- 1904 Peter Camenzind
- 1906 Çarklar Arasında
- 1910 Gertrud
- 1912 – 1913 Rosshalde
- 1915 Knulp
- 1919 Demian
- 1922 Siddharta
- 1927 Bozkırkurdu
- 1930 Narziss und Goldmund
- 1932 Doğu Yolculuğu
- 1943 Boncuk Oyunu
- İlk Gençlik Yıllarım
- Klingsor’un Son Yazı
- Öldürmeyeceksin!
- Şeftali Ağacı
- Kaplıcada Bir Konuk Nürnberg Yolculuğu
- İnanç Da Sevgi De Aklın Yolunu İzlemez
- Gençlik Güzel Şey
- Bir Büyücünün Çocukluğu
- Küçük Dünyalar
- Hermann Lauscher
- Masallar
- Seçilmiş Şiirler 1896-1962
Kaynak: Vikipedi